Bu bölümde de Botan bölgesinin
kültürü üzerinde duracağız. Mümkün olduğunca
bütün konulara değinilmeye çalışılacaktır.
Hawar
dengê zanînê ye. Zanîn ji me
re rêya felat û xweşiyê vedike. Her kesê
ko xwe nas dike dikare xwe bide nas
kirin. Hawara me berî her tiştî heyîna zimanê
me dê bide nas kirin. Lewma ko ziman şerta heyînê
a pêşin e. Hawar jû pê ve bi her tiştê ko kurdanî
û kûrdîtî pê bendewar e dê mijûl bibe.
Celadet
Ali Bedirhan
Celadet Bedirhan'ın
yukarıda söylediklerine yürekten katılıyoruz
ve sitemizi hazırlamamızda bize yol gösterici
olacaktır. Celadet Bedirhan'ın Hawar'ı bizimde
Hawarımız olacak ve yolumuzu aydınlatacaktır..
Akşam
karanlığı henüz çökmüştü, karanlık, tepede
filizlenen yıldızların cılız aydınlığıyla
laciverde çalıyordu; ay daha üç günlüktü,
civandı, ince belliydi; ağustos böceklerinin
dinmeyen cırıltısı dört koldan sarmıştı
ortalığı. Zap'ın gürül gürül sularında yıkanan
serin dağ yelleri ılgıt ılgıt okşuyordu
tenleri. Her şey o kadar güzeldi ki... Düşman
ordusuna günlerdir darbe üstüne darbe indiren
Mir, büyük kıl çadırının önünde kocaman
sarığı ve askeri kıyafetleri çinde kurmaylarıyla
önemli bir toplantı yapıyordu.Ulaklar geldiler
sonra, geceye zehrini akıtan bir engerek
gibi sokuldular: “YEZDANŞÊR CİZRE’Yİ DÜŞÜRDÜ!
YEZDANŞÊR CİZRE’Yİ DÜŞÜRDÜ!....” Herkes
Mir’e baktı, Mir kimseye bakamadı, bağdaş
kurduğu yerde bir heykele döndü; herkes
ejderhanın ağzından püskürecek lavlara çelikleştirdi
gözlerini, Mir’in gözleri ölgündü oysa,
dili damağı kupkuru! “YEZDANŞÊR CİZRE’Yİ
DÜŞÜRDÜ!” Mir’in yüreğindeki en güvenli
kale düştü....